Psikolojik Rahatsızlıklara Bakış

herangecici

Mikro bir bakış açısından yani daha sınırlı ve dar bir açıdan hayata bakarsak başımıza iyi-kötü-güzel-çirkin-hoş-nahoş-mutlu edici-mutsuz edici vs bir çok şey gelir başımıza.

Makro bir perspektiften bakarsak da her şey sadece olur.

İyi kötü doğru yanlıştan bağımsız olarak sadece olur. Olanlara karşı ise bizler o anki bakış açılarımıza göre yorum yapar ve ardından da duygu hissederiz. Ki genelde de kendimizi talihsiz, şanssız falan gibi etiketlerle de etiketleriz. Sonrasında ise sürekli negfatif düşünüp kendimizi mutsuz eder psikolojik ve sonra da bedensel hastalıklarımızı tetiklemiş oluruz.

Şunu unutmamak gerek ki her hastalığın bir mesajı vardır.

Akışa ter gidiyorsun! der, durup dinlediğimizde ve dediği mesajı aldığımızda ise bu hastalık bizde çok kökleşmemişse mutlaka iyileşir.

Her birimizin çocukluktan itibaren bir çok şartlanması, yaşadığı tecrübelerle edindiği korkuları, toplumsal değer yargıları derken bir çok zihinsel kalıplara sahibizdir. Bu zihinsel kalıplarımıza ters düşecek bir şey yaşadığımızda derhal reaksiyon gösteririz. Endişelendiğimiz, korktuğumuz, paniğe kapıldığımız her an yani stres yaşadığımız her an biliniz ki zihnimizin bu duvarlarına tosladığımız anlardır. Hayat olduğu gibidir, akıyordur ancak bizler hayata dair o anki bakış açımıza göre öğrendiklerimize göre yorum yaptığımızda stresin ta kendisine dönüşmüş oluruz.

Bir sahne canlandıralım birlikte.

Siz bir odadasınız ve bir yatak var. Yatıyorsunuz ve üstünüz örtülü. Yanınızda iki tane koltuk değneği. Üstünüzdeki örtüyü çekiyorsunuz amacınız yataktan kalkmak. Ama o anki sahnede bir bakıyoruz ki bacağınızda sargılar var. Ve yüzünüzde bir gülümseme…

Oysa ki gerçek hayatta siz gayet sağlıklı ve iki bacağını da rahatlıkla kullanan bir bireysiniz. Bu canlandırma sahnesindeki yüzünüzdeki gülümsemede neyin nesi?

Ne kadar saçma, oysa ki gayet endişe duyulup üzülünmesi gereken bir durum.

Ancak hayalimizde yarattığımız o durumda siz öncesinde kaza geçirmişsiniz. Ve doktorların söylediklerine kulak verdiğinizde duyduklarınız sizi yıkıyor. ‘Bir daha yürüme olasılığı çok düşük belden aşağısı felçli olarak devam edecek hayatına’

Ancak sizin kendinize inancınız sayesinde büyük bir azim gösteriyor ve zaman içinde hareket kabiliyetinizi geliştiriyorsunuz. Ve bacağınızdaki sargılar da son ameliyatınızın izleri. Ve şimdi siz değnekle bile olsa yürüyebiliyorsunuz. Yüzünüzdeki gülümseme de bundan dolayı ve pek tabii mutlu hem de çok mutlu oluyorsunuz.

Sahne aynı, olay aynı, kişi aynı olsa da durumlar ve koşullara göre ürettiğimiz duygu ve düşünceler değişiklik gösterir.

Ve ürettiğimiz düşünce ve duygular da bizim günlük duygu durumumuzu belirler. Uzun bir süre devam ettirdiğimiz duygu durumları da psikolojik haritamızdır. Ve peşi sıra ya aldığımız ya da kendi kendimize koyduğumuz tanılarımızdır.

Ben şahsen psikolojijk rahatsızlıklarda kişilerin etiketlenmesinin doğru olmadığını, genelde bu etiketlerin özümsenip sanki kişiliğimizin bir parçasıymış gibi yaşamaya başladığımızı ve bu durumda da hastalıkla bir bütün olduğumuzu düşünüyorum.

O nedenle yaşadığımız her an ve o ana dair ürettiğimiz düşünce ve duygular geçicidir.

O nedenle de her hastalık tedavi edilebilir.

Yeter ki kişide kendini tanıma aşkı, buna dair bir inanç olsun!

Sevgilerimle…

Aysun Bal

no replies

Leave your comment